devletmemuru

Haberler

KADROLU - 4/B’Lİ - KİT’LER ARASI GEÇİŞ NASIL OLUR?

dpud_ozel_dosyaKadrolu memur: Unvanı önemsiz olmak üzere A Grubu veya B Grubu farkı olmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/A maddesi kapsamındaki kadrolarda çalışan kamu görevlileridir.

            4/B Sözleşmeli PersonelUnvanı önemsiz olmak üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/b maddesi kapsamındaki pozisyonlarda sözleşmeli olarak çalışan kamu görevlileridir.

            399 KİT Sözleşmeli Personeli Unvanı önemsiz olmak üzere 399 sayılı Kararnameye kapsamında Kamu İktisadi Kuruluşlarında sözleşmeli olarak çalışan kamu görevlileridir.

       Kadrolu Memurluktan Kadrolu Memurluğa Geçiş

 Kadrolu memurların başka bir kadrolu memurluğa geçişleri ilgilinin çalışmakta olduğu kurumun muvafakati (izni) ile gerçekleşir. (İstifa   gerekmez.)

 

 

      Kadrolu Memurluktan KİT veya 4/B Sözleşmeli Pozisyonlara Geçiş

 Burada personel farklı bir hukuksal statüye sahip bir istihdam türüne geçiş yapmaktadır. Bu durumda bu kişiler ancak kadrolu memurluktan istifa etmek suretiyle geçiş yapabilirler.

İstifa eden kadrolu memur, usulüne uygun istifada 6 ay; usulüne uygunsuz istifada ise 1 yıl boyunca tekrar kadrolu memurluğa dönemez.

 

 

      4/B Sözleşmeli Pozisyondan Başka Bir 4/B Sözleşmeli Pozisyona Geçiş

             Kural olarak 4/B sözleşmeli pozisyondan başka bir 4/B sözleşmeli pozisyona geçişler ancak çalışılan kurumdan istifa ile gerçekleşir. Fakat becayiş, eş durumu, sağlık sebepleri veya şehit eşi durumlarının varlığı halinde bu kişilere istisnai uygulamalar yapılabilmektedir.  Kural olarak 4/B sözleşmeli personelin istifası halinde bu kişiler 1 yılboyunca hiçbir 4/B sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler. Fakat kısmi zamanlı çalışmak, unvan değişikliği, proje bazlı çalışmak, eş veya sağlık durumu gibi sebeplerden dolayı istisnai uygulamalar yapılabilmektedir.

       4/B Sözleşmeli Pozisyondan Kadrolu Memurluk veya Kit Sözleşmeli Pozisyona Geçiş

             Burada personel farklı bir hukuksal statüye sahip bir istihdam türüne geçiş yapmaktadır. Bu durumda bu kişiler ancak çalıştıkları sözleşmeli pozisyondan istifa etmek suretiyle geçiş yapabilirler.

            Kural olarak 4/B sözleşmeli personelin istifası halinde bu kişiler 1 yıl boyunca hiçbir 4/B sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler. Fakat kısmi zamanlı çalışmak, unvan değişikliği, proje bazlı çalışmak, eş veya sağlık durumu gibi sebeplerden dolayı istisnai uygulamalar yapılabilmektedir.

 

 

      KİT Sözleşmeli Pozisyondan Başka Bir KİT Sözleşmeli Pozisyona Geçiş

 

            KİT sözleşmeli pozisyondan başka bir KİT sözleşmeli pozisyona geçişler ancak çalışılan kurumdan istifa ile gerçekleşir.

            İstifa sonrasında tekrar herhangi bir KİT sözleşmeli personel pozisyonuna dönüş için herhangi bir bekleme süresi bulunmamaktadır.

 

 

    KİT Sözleşmeli Pozisyondan Kadrolu Memurluk veya 4/B Sözleşmeli Pozisyona Geçiş

 

            Burada personel farklı bir hukuksal statüye sahip bir istihdam türüne geçiş yapmaktadır. Bu durumda bu kişiler ancak sözleşmeli pozisyondan istifa etmek suretiyle geçiş yapabilirler

            İstifa sonrasında tekrar herhangi bir KİT sözleşmeli personel pozisyonuna dönüş için herhangi bekleme süresi bulunmamaktadır.

www.dpud.org

 

 

KADROLU MEMURLUK İLE KİT SÖZLEŞMELİ PERSONEL ARASINDA NE FARK VAR?

dpud_ozel_dosyaS. Mehmet YAVUZ - ÖSYM merkezi yerleştirmeleri için hazırlanan tercih kılavuzlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi “memur” kadroları ile 399 sayılı KHK’ya tabi “sözleşmeli pozisyon”lar mevcuttur.

Sözleşmeli personel Kamu İktisadi Teşebbüslerinde (KİT) görev alırlar. Bunları ayırt etmek oldukça basittir. Memur kadrolarında derece ve sınıf kısımları mevcut iken, sözleşmeli pozisyonlarda derece ve sınıf kısmında “0” (sıfır) yazar.

Adaylar sözleşmeli kelimesini dikkate alarak bu pozisyonları yazmakta tereddüt yaşamaktadırlar. Oysa her ikisi de farklı statü olarak görülse de, bu kılavuzda yer alan Kit’lerdeki sözleşmeli pozisyonlarda memuriyet gibi güvencelidir. Hatta mali ve özlük hakları daha iyi olduğundan puanı yüksek olan adayların öncelikli olarak buraları yazmaları tavsiye edilir.

KİT sözleşmeli personelini tercih edecek adayların dikkat edecekleri en önemli husus bazı KİT’lerde vardiya sisteminin olabileceğidir. TCDD, Elektrik Üretim A.Ş., Türkiye Kömür İşletmeleri gibi kurumlarda vardiya uygulanabilmektedir.

Aşağıda bazı farklılıklar fazla ayrıntıya inilmeden incelenmiştir:

Mevzuat: Memurlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi iken, sözleşmeliler 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tabidirler.  399 sayılı KHK’da hüküm bulunmayan hallerde bu personel hakkında da 657 sayılı kanun hükümleri uygulanır.

İlk atama: Hem memurluk hem de KİT’ler de sözleşmeli olmak için KPSS’ye katılmak ve ÖSYM merkezi yerleştirme kılavuzlarından tercih yapmak gerekir.

Maaş: KİT’lerde görev yapan personelin maaşı, memurlara nispeten daha yüksektir. Asgari olarak vermek gerekirse, memuriyet kadrolarında görev yapan alacak bekar bir “Memur-1380”, “tekniker 1600” , mühendis 2200 tl” maaş alırken; bu rakamlar KİT’ler için   “memur-1900“,“tekniker-2300“ , “mühendis-2600 tl“ olarak değişmektedir.

Görevde yükselme/Unvan değişikliği: Her iki statünün de kendi kurumsal görevde yükselme yönetmeliklerinde belirlenen şartlar uyarınca şef, şube müdürü gibi unvanlara görevde yükselme eğitimi ve sınavlarına katılmak suretiyle ve farklı hizmet sınıflarında olup mühendis, hemşire gibi kendi unvanlarına geçmek isteyenler için ise unvan değişikliği sınavlarına katılarak atanmaları mümkün bulunmaktadır.

Nakil: Devlet memurları 657 sayılı kanuna tabi memur çalıştıran diğer kurumlara geçiş ile kendi kurumlarının farklı illeri arasında nakil isteme haklarına sahiptir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, nakil işlemlerinde aynı kurumun farklı bir iline gidilmek istenildiğinde sadece ilgili kurumun onayı yeterli olduğu halde, farklı kurumlar arasında geçişte öncelikle adaylık süresinin doldurulmuş olması (1 ila 2 yıl), geçilecek kurumun sizi kabul etmesi ve ayrılacağınız kurumun muvafakatinin gerekeceğinin akılda tutulmasıdır. Özellikle eşi zorunlu yer değiştirmeye tabi olan (polis memuru, asker vb.) adaylar bu duruma çok dikkat etmelidir.

Sözleşmeli personel ise, sadece kendi kurumunun teşkilatının olduğu yerlere kurumunun onayıyla naklen geçebilir, başka bir kuruma geçemez. Örnek vermek gerekirse, TCDD de görev alan bir personel MKE’ye naklen geçemez. Yine sözleşmeli personel 657 sayılı memur kadrolarına nakil isteyemez.

Sosyal imkânlar: Her iki statüde de lojman, kreş, sosyal tesisler, kamplar mevcut olmasına rağmen, KİT’lerde nispeten bu imkânlar daha fazladır.

İzin: Neredeyse her ikisinde de aynıdır.

Göreve son verme: Her iki statüde de ancak kendi mevzuatında yazan hallerde göreve son verilebilir. Hiçbir personelin işine keyfi olarak son verilemez. Bunlar;

 

*Memurlar için; memuriyet

 

-Memurluktan çıkarılma cezası alması,

-memurluğa alınma şartlarını taşımadığının anlaşılması yada şartları taşımadığının sonradan ortaya çıkması,

-memurluktan çekilme,

-istek, yaş haddi, malulluk, sicil gibi sebeplerle emekliye ayrılması,

-ölümü halinde sona erer.

 

*Sözleşmeli personel için ise,

 

- İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili 10 gün göreve gelmemek,

- İşe alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının anlaşılması veya bu şartlardan birinin sonradan kaybedilmesi,

- Görev veya görev yerinin değişmesi halinde belirlenen süre içinde mücbir bir sebep olmaksızın yeni görevine başlamamak,

- Bu Kanun Hükmünde Kararname ile sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarda bulunmak,

- Sicil ve başarı değerlendirmeleri birbirini izleyen iki sözleşme döneminde (D) düzeyinde olmak,

- İstek, yaş haddi, malüllük veya sicil sebeplerinden biri ile emekliye ayrılma hallerinde sözleşme sona erer.

İstifa sonrası dönüş ve bekleme süreleri: Devlet memurları istifa etmeleri halinde KPSS’ye girerek yahut sınavsız memuriyete geri dönmek istedikleri takdirde istifa ediş şekline göre 6 ay ile 1 yıl bekleme sürelerine tabi olurlar. Bu süreler geçmeden tekrar Devlet memuru olunamaz.

Ancak, Devlet memurları istifa etmeleri halinde KİT sözleşmeli pozisyonları ile 4/b sözleşmeli pozisyonlara atanmak istedikleri takdirde söz konusu bekleme sürelerine tabi olmazlar. Yani Devlet memuru istifası halinde ertesi gün sözleşmeli pozisyonlara atanabilir.

399 sayılı KHK’ya tabi KİT sözleşmeli pozisyonlarda görev yapanlar, istifa etmeleri halinde ise herhangi bir bekleme süresine tabi değillerdir. Bu adaylar istifa ederek bekleme süreleri olmaksızın ister 657 ye tabi Devlet memurluklarına, ister 399’a tabi sözleşmeli pozisyonlara ya da 4/b sözleşmeli pozisyonlara atanabilirler.

2 kez yerleşememe kuralı:  ÖSYM’ce gerçekleştirilen merkezi yerleştirmelere katılarak 657’ye tabi memur veya 399’a tabi sözleşmeli personel pozisyonlarına yerleşen adaylar bu puanları ile bir daha ÖSYM merkezi yerleştirmelerinden faydalanamaz. Bu adaylar tekrar merkezi yerleştirme işlemlerine başvurabilmek için yeni bir KPSS’ye katılmaları gerekir.

Ancak, bu şekilde yerleşen adaylar bu puanlarını;

- Kurumsal alım yapan Adalet Bakanlığı alımları, askeri kurumların alımları, Belediye itfaiye eri vb. alımları ile

- 4/b sözleşmeli personel alımlarında kullanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

www.dpud.org

 

 

2011 ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME SİSTEMİ (ÖSYS) : BAŞVURU SÜRESİ UZATILDI

ogrenci3 Ocak 2011 tarihinde başlayan, 2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemine (ÖSYS) başvuru işlemleri 19 Ocak 2011 tarihinde tamamlanmıştır.

Bu tarihler arasında 2011-ÖSYS’ye başvurusunu yapamayan adaylar, 26-27 Ocak 2011 tarihlerinde 2011-ÖSYS Kılavuzda belirtilen kurallara uygun olarak, 2011-ÖSYS başvurularını yapabileceklerdir.

Bu süre kesinlikle uzatılmayacaktır.

2011-ÖSYS adaylarına önemle duyurulur.

ÖSYM Başkanlığı

MEMUR ADAYLARININ BAŞVURULARI 24 OCAK 2011 PAZARTESİ GÜNÜ BAŞLIYOR

memur-adaylariDevlet Personel Başkanlığı, bu yılın ilk memur atamasıyla ilgili süreci 24 Ocak 2011 Pazartesi günü başlatırken, 2011'in Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve yerleştirme takvimini de belirledi.

Kamu kurum ve kuruluşlarınca tespitleri 2010 yılında yapılan ve öğretmenler ile 
kariyer meslek memurları dışındaki kadro ve pozisyonlara alınacak 6.560 memur için başvurular pazartesi başlıyor. 

Kamu kurum ve kuruluşlarınca daha önce Devlet Personel Başkanlığına gönderilen toplam 6.560 kadro ve pozisyona yerleştirilmek isteyen memur adayları, pazartesinden itibaren 2 Şubat Çarşamba akşamına kadar ÖSYM Başkanlığının “www.osym.gov.tr” adresi üzerinde tercihte bulunacak.
 

Geçen yılın son döneminde yapılan KPSS'ye göre ilk defa kamu kurum ve kuruluşlarına alınacak personelin 1.557'si bakanlıklarda, 1.693'ü bakanlıklara bağlı müsteşarlık ve genel müdürlüklerde, 431'i başkanlıklarda, 853'ü üniversitelerde, 932'si de mahalli idareler, il özel idareleri, il afet ve acil durum müdürlükleri ve birlik müdürlüklerinde görev yapacak.

Bu yerleştirmede Sağlık Bakanlığı 541, İçişleri Bakanlığı 380, Ulaştırma Bakanlığı 236, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 140, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 86, Adalet Bakanlığı 83, Dışişleri Bakanlığı 75, Çevre ve Orman Bakanlığı 11, Kültür ve Turizm Bakanlığı da 5 yeni memur alacak.

Müsteşarlık ve Genel Müdürlüklerde ise en fazla memur alımını 337 memur ile Gümrük Müsteşarlığı gerçekleştirecek. Bunu 277 memurla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 213 memurla SHÇEK, 202 memurla Karayolları, 198 memurla da Devlet Su İşleri (DSİ) izleyecek.
Sosyal Güvenlik Kurumunun 164 yeni memur alımında bulunacağı bu yerleştirmede, mahalli idarelerde istihdam edilecek 932 yeni memurun 525'i il afet ve acil durum müdürlüklerinde, 58'i de sivil savunma arama ve kurtarma birlik müdürlüklerinde çalışacak.

Bu dönemde KİT'lere de 1.094 yeni memur alınacak. Bu memurların 236'sı Türkiye Elektrik İletim A.Ş, 195'i Toprak Mahsulleri Ofisi, 170'i Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, 144'ü de Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü bünyesinde işe başlayacak.
Yeni memurların 529'u lise, 1.698'i 2 yıllık yüksekokul, 4.333'ü ise 4 yıllık yüksekokul mezunları arasından seçilecek.

95 DEĞİŞİK KADROYA ATAMA YAPILACAK

Yeni memurlar, 95 kadro ve pozisyona atanacak. Yeni memurların 1.273'ü mühendis, 865'i veri hazırlama işletmeni, 428'i hemşire, 331'i bilgisayar işletmeni, 240'ı tekniker, 187'si muhafaza memuru, 169'u psikolog, 161'i enformasyon memuru, 101'i zabıt katibi, 96'sı da şoför olacak.

Sekreterden tahsildara, tren teşkil memurundan yol bekçisine kadar değişik meslek gruplarında yer alacak yeni memurların kadro ve pozisyonları ile buralara yapılacak atama sayıları şöyle:

“Ambar memuru (101), arama ve kurtarma teknisyeni (98), arşiv memuru (3), aşçı (1), avukat (88), ayniyat memuru (2), bekçi (4), bilet kontrol memuru (10), bilgisayar işletmeni (331), bilgisayar mühendisi (3), biolog (5), çevre mühendisi (3), çocuk eğitimcisi (1), çocuk gelişimcisi (20), çözümleyici (18), dağıtıcı (6), dava takip memuru (18), diyetisyen (29), ebe (60), elektrik mühendisi (2), elektrik-elektronik mühendisi (1), endüstri mühendisi (11), enformasyon memuru (161), fen memuru (1), fizikçi (10), fizyoterapist (98), harita mühendisi (24), hemşire (428), hizmetli (40), hukuk müşaviri (7), icra memuru (35), inşaat mühendisi (57), inşaat teknikeri (2), istatistikçi (7), istidlalci (6), jeofizik mühendisi (18), jeoloji mühendisi (18), kaloriferci (15), kimya mühendisi (2), kimyager (19), kontrol memuru (1), koruma ve güvenlik görevlisi (41), kütüphaneci (13), laborant (3), makina mühendisi (4), manevracı (1), matematikçi (2), memur (893), meteoroloji mühendisi (5), mimar (119), muayene memuru (42), muhafaza memuru (187), muhasebeci (21), mühendis (1.123), mütercim (15), odyolog (5), orman muhafaza memuru (2), öğretmen (12), pedagog (15), peyzaj mimarı (1), programcı (25), psikolog (169), rasatcı (1), restoratör (1), sağlık fizikçisi (12), sağlık memuru (23), sağlık teknikeri (45), sağlık teknisyeni (17), sanat tarihçisi (1), santral memuru (34), satınalma memuru (20), satış memuru (8), sayaç memuru (1), sekreter (33), sosyal çalışmacı (180), sosyolog (11), şehir plancısı (31), şoför (96), tahsildar (8), tapu arşiv memuru (40), teknik ressam (2), tekniker (240), teknisyen (159), teknisyen yardımcısı (7), tercüman (1), topoğraf (1), tren teşkil memuru (6), uzman yardımcısı (12), veri hazırlama kontrol işletmeni (865), veteriner hekim (22), veznedar (13), yol bekçisi (2), yurt yönetim memuru (103), zabıt katibi (101), ziraat mühendisi 
(2).”
ÖSYM'nin yerleştirme sonuçları, daha sonra açıklanacak ve yeni memurlar, güvenlik soruşturması ve diğer prosedürlerin ardından göreve başlayacak.

2011'İN KPSS VE YERLEŞTİRME TAKVİMİ

Bu arada Devlet Personel Başkanlığı, bu yılın KPSS ve yerleştirme takvimini de belirledi.

Buna göre KPSS A Grubu ve Öğretmenlik için 9-25 Mayıs tarihleri arasında başvuruda bulunulacak. Bu grubun KPSS sınavı da 9-10 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Başkanlığın ilan ettiği yerleştirme takvimine göre de, Devlet Personel Başkanlığı, 1. yerleştirmede, kamu kurum ve kuruluşlarının memur taleplerini 1 Mart-8 Nisan tarihleri arasında alacak. Bu kadro ve pozisyonlara ilişkin listeler 9 Mayıs'ta da ÖSYM'ye gönderilecek. Memur adayları, 30 Mayıs-8 Haziran tarihlerinde ÖSYM'ye tercihte bulunacak.

2. yerleştirmede ise kamu kurum ve kuruluşlarının talepleri 5-30 Eylül tarihleri arasında toplanacak. Devlet Personel Başkanlığı, yeni memur kadrolarını 24 Ekim'de ÖSYM'ye iletecek. ÖSYM de 21-30 Kasım tarihleri arasında, 2. yerleştirme taleplerini alacak.

Hürriyet

 

 

ANKARA C. BAŞSAVCISI'NDAN BAKANLIK YANLISI ATAMALAR

 

adliye-yargiAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yapılan yeni işbölümünde kritik bürolarda Adalet Bakanlığı'na yakınlığıyla bilinen savcılar görevlendirildi. Memur Suçları Soruşturma bürosunda Abbas Özden ve Alp Arslan'ın da aralarında olduğu dört savcı pasif görevlere atandı. Yerlerine ise Adalet Bakanlığı'nda başmüfettişlik ve tetkik hakimliği yapan dört savcı getirildi.

HSYK kararnamesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan İbrahim Ethem Kuriş, kritik bürolarda dikkat çekici görevlendirmeler yaptı.

En kapsamlı değişiklik Memur Suçları Soruşturma Bürosunda oldu. HSYK seçimlerinde YARSAV listesinden aday olan ve en fazla oyu alan Cumhuriyet savcısı Abbas Özden, Alp Arslan, Şinasi Özercan ve Türker Tok pasif görevlere çekildi.

Yerlerini de bakanlık başmüfettişleri doldurdu. Adalet Bakanlığı Başmüfettişleri Şeref Kaya, Abdullah Bulgen, Murat Demir ve Bakanlık Tetkik Hakimi İbrahim Zengin memur suçlarında görevlendirildi.

Deniz Feneri soruşturmasını sürümcemede bırakan, telekulak soruşturmasında takipsizlik veren ve Adalet Bakanlığı listesinden HSYK yedek üyeliğine seçilen Harun Kodalak ise memur suçlarındaki görevini sürdürdü.

Basın bürosunda yapılan bir görev değişikliği de dikkat çekti. TSK'ya ait bomba yüklü kamyonun durdurulmasıyla ilgili kamuoyunu yanıltıcı haber yapan TRT editörü ve muhabiri hakkında dava açan ve yandaş medya tarafından hedef gösterilen Savcı Levent Savaş, duruşma savcılığına getirildi.

Savaş'ın yerine ise, Hanefi Avcı'ya yazdığı kitaptan 8 yıl hapis istemiyle dava açan ve Ataması Yapılmayan Öğretmenler hakkında 3 yıl hapis cezası isteyen Abdulvahap Yaren getirildi.

Kısa bir süre öncesine kadar Adalet Bakanlığı'nda tetkik hakimi, Adalet Başmüfettişi ve müfettiş olarak görev yapan sekiz savcı, HSYK'nın 6 Ocak'taki kararnamesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na atandılar.

Ulusalkanal

'POLİS DEVLETİ'NE YARGI FRENİ

adalet - teraziPolisin kampüste 1 yıl boyunca arama yapabilmesine olanak tanıyan karar iptal edildi. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul Üniversitesinin (İÜ) Fatih'teki fakülte, yüksekokul ve diğer idari binalarının yakın çevresinde bir yıl süreyle arama izni verilmesine ilişkin kararın iptaline hükmetti. 

İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30 Kasım 2010'da aldığı, 1 Aralık 2010 ile 30 Kasım 2011 tarihleri arasında İÜ'nün Fatih'teki fakülte, yüksekokul ve diğer idari binalarının yakın çevresinde kişilerin üstünde, üzerinde bulunan özel kağıtlarda, diğer eşya ile aracında önleme araması yapılmasına ilişkin karara yönelik itirazı inceledi. 

Mahkeme, itirazı kabul ederek, önleme araması kararının iptaline hükmetti. 


İstanbul Üniversitesinin (İÜ) Fatih'teki fakülte, yüksekokul ve diğer idari binalarının yakın çevresinde bir yıl süreyle arama izni verilmesinin iptaline ilişkin kararda, ''Somut bir suçun şüphelisi olmayan kişiler hakkında bir yıl süreli genel arama kararının özel hayatın gizliliğini ve masumiyet karinesini ihlal edeceği unutulmamalıdır'' denildi. 

İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin önleme aramasına ilişkin kararına İÜ öğrencileri Eren Can, Ali Erkan Tembel, Alp Taylan ve Canan Vardal tarafından yasal süresinde itiraz edildiği kaydedildi. 

Kararda, itirazı değerlendiren İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, itirazın mülki amirce yapılabileceği gerekçesiyle reddettiği ve bu nedenle dosyanın İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği anlatıldı. 

Söz konusu kararda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin görüşünde, önleme araması yapılacak yerin coğrafi genişliği ve yakın çevre tanımlamasının somut olmaması, kararın uygulama süresi, makul şüphe ve ölçülülük ilkelerine uygun olmadığının bildirildiğine yer verildi. 

Savcılık görüşünde kararın Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ilkesine, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 12. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesindeki esaslara, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ndeki genel esaslara aykırı olduğu belirtilerek, kaldırılmasının istendiği kaydedildi. 

Önleme kararına karşı mülki amir tarafından kanun yollarına başvurulabileceği Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 20. maddesinde açıklanmaktaysa da bunun sadece idarenin istemine aykırı olarak verilen önleme ile ilgili kararlara ilişkin olduğu belirtilen kararda, ''Burada ise isteme uygun bir kararın uygulanmasından doğan bir neden ile karardan doğrudan etkilenecek olan üniversite öğrencileri tarafından CMK'nın 268. maddesinde açıklandığı üzere kararın öğrenildiği günden itibaren yasal süresi içinde itiraz edildiği anlaşılmakla itirazın incelenmesinin gerektiği düşünülmüştür'' denildi. 

Anayasa, yasa ve ilgili yönetmeliğin konuya ilişkin maddelerine yer verilen kararda, yönetmelikte açıklanan önleme aramasına dair sebeplerin Anayasa ve yasalarda sayılanlardan daha fazla olduğu, sebeplerin yönetmelikle genişletildiğine dikkat çekildi. 

Kararda, şöyle denildi: 

''Temel hak ve özgürlüklerin Anayasa ve yasaların aksine yönetmelikle sınırlandırılması gibi bir uygulamanın da ortaya çıkabileceği anlaşılmakta ise de, hakim tarafından yasalara, Anayasa'ya, uluslararası sözleşmelere, temel hak ve özgürlüklere aykırı bir önleme kararının verilebileceği elbette düşünülemez. 

İÜ'de güvenliği tehdit edici faaliyetlerin neler olduğu talep yazısında ve itiraza konu kararda açıklanmamış, ortaya çıkan somut olgulara dayalı tehlike ve önlenmesi amaçlanan suçun ne olduğu belli olmadığı gibi, somut olguların ortaya konulduğunun da söylenemeyeceği, burada öngörülerin kabul edilemeyeceği, karara dayanak yapılamayacağı dikkate alınmalıdır. İstanbul'da diğer illerdeki gibi halen olağan yürürlükteki rejimin uygulandığı, olağan üstü hal veya sıkıyönetim uygulaması yapılmadığı, milli güvenlik ve kamu düzenini sarsıcı somut olayların belgelendirilmediği, genel sağlık ve genel ahlakın korunmasını öngören herhangi bir duruma somut olguya dayalı olarak yer verilmediği anlaşılmaktadır.'' Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde önleme araması kararının süresine ilişkin bir sınırlama yer almadığı, buna karşın arama kararlarının bir ay, alt ay veya bir yıl gibi keyfi sürelerle verilebileceğinin düşünülemeyeceği belirtilen kararda, Anayasa'nın 13. maddesinin böyle bir keyfiliğe engel teşkil ettiği bildirildi. 
Kararda, şu görüşlere yer verildi: 

''Önleme araması özel hayatın gizliliği ilkesine etki eden bir işlem sonucunu doğurmaktadır, bu nedenle sınırlı ve ölçülü olmak zorundadır. Herhangi bir ceza soruşturma aşamasında bile şüphelilerin ev ve aracında bir defaya mahsus arama izni verilip arama dahi sınırlı ve belirli bir zamanda yapılırken, somut bir suçun şüphelisi olmayan sadece önleme aramasına maruz bırakılan kişiler hakkında bir yıl gibi uzunca sayılabilecek bir süre ile onların her halde aranabileceklerine ilişkin bir kararın verilmesi hakimin karar verme yetkisinin devri anlamına gelebileceği gibi Anayasa ile yasaların özüne de uygun düşmeyecektir. Somut bir suçun şüphelisi olmayan kişiler hakkında bir yıl süreli genel arama kararının özel hayatın gizliliğini ve masumiyet karinesini ihlal edeceği, Anayasa'nın 20, 21 ve 22. maddeleri ile AİHS'in 8. maddesine de aykırılık teşkil edeceği unutulmamalıdır.'' 

Açıklanan nedenlerle itirazın kabul edildiği belirtilen kararda, önleme araması kararının iptaline hükmedildiği bildirildi. 

İnterajans

 

 

2010 YILINDA HAYATA GEÇEN ''EVDE SAĞLIK HİZMETİ''NDE 81 İLDE 20 BİN HASTAYA ULAŞILDI

sg_icon-saglik

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Orhan Koç, 2010 yılında hayata geçen ''Evde Sağlık Hizmeti''nde 81 ilde 20 bin hastaya ulaştıklarını, ilk hedeflerinin 100 bin yatağa bağlı hastaya ulaşmak olduğunu, bu durumda olan kişilerin sadece bir telefonla hizmetten yararlanabileceğini söyledi.

Koç, AA muhabirine yaptığı açıklamada 2003 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında vatandaşların hekime erişimi önündeki bütün engelleri kaldırdıklarını vurguladı.

Hastanelerin tek çatı altında toplandığını, bugün itibariyle bir kişinin yılda 7 kez sağlık tesislerine başvurduğunu, bu rakamla Avrupa ortalamasının yakalandığını dile getiren Koç, ''Bu büyük bir başarıdır'' dedi.

Vatandaşların sağlığa erişebildiğini, sağlıkta iyi hizmet alınabilmesi için fiziki mekan düzenlemesi yaptıklarını, hastanelerdeki yoğun bakım yatak sayısını artırdıklarını anlatan Koç, yaptıkları çalışmalarla sağlık hizmetine ulaşamayan hastalara da erişmeyi amaçladıklarını kaydetti.

BİR TELEFONLA ULAŞILABİLECEK

Evde Sağlık Hizmeti'nin şu anda Türkiye'deki 81 ilde, 460 hastanede uygulanmaya başladığını, aile hekimliği üzerinden bu hastalara ulaşabildikleri gibi gezici mobil ekipler vasıtasıyla da hastalara ulaşıldığını anlatan Koç, şöyle konuştu:

''Şu anda Türkiye genelinde ulaşabildiğimiz 20 bin hasta var. İlk hedefimiz 100 bin yatağa bağlı hastaya ulaşabilmek. Arada takibimize alıp daha sonra takipten düşenlerle birlikte 30 bin kişiye ulaştık. Yılın ortasına doğru ilk hedefimize ulaşacağız. İkinci hedefimiz ise 150 bin kişiye ulaşmak. 2010 yılında bu hizmetin altyapısını hazırladık. Araçlar tahsis ettik. Mekanlar oluşturduk. Sistemin kurgulamasını bitirdik. 2011 hizmetin yaygınlaştığı yıl olacak. 2012 ise optimum sağlık hizmetini sunduğumuz yıl olacak.

Vatandaşın komşusu yatalak ama kimi, nereyi arayacağını bilmiyor. Telaşlanmasına gerek yok. Sağlık hizmetlerine ulaşamayan bir hasta varsa bulunduğu il kodu başına konularak 4443830 no'lu telefondan evde bakım koordinasyon merkezine ulaşabilir. Bu telefon arandığında, o ildeki evde sağlık birimi çıkıyor. Hakkari'de de Ağrı'da da Edirne'de de ulaşılabiliyor. Arama yapıldığında en yakın sağlık tesisi ya da aile hekimi hastaya gidiyor. Köyde, kırsalda, yayladaysa hasta, o zaman gezici ekiplerimiz gidiyor. Tüm coğrafyadaki hastaya ulaşabilecek şekilde sistemi kurduk. Şu anda önceliğimiz yatağa bağımlılar. Sağlık tesislerine ulaşamayanlar.''

İzmir'de bu hizmetten yararlanan 4 bin 500 hastanın olduğunu dile getiren Koç, kentteki ilk hasta olan Buca ilçesindeki Hanife Pekmezci'yi evinde ziyaret etti. Yatalak olan Pekmezci'ye ''Geçmiş olsun'' dileğinde bulunan Koç, hastanın düzenli olarak kontrol edildiğini, pansumanlarının yapıldığını, aileye eğitim verildiğini belirtti.

Pekmezci ise uygulamadan dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ederek, kendisini ziyaretine beklediğini ifade etti.

internethaber 

 

 

110 HAKİM VE SAVCININ GÖREV YERİ DEĞİŞTİ

 

adliye-yargiHÜKÜMET ile HSYK arasındaki anlaşmazlık nedeniyle uzun süre boş kalan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan İbrahim Ethem Kuriş, 110 hâkim ve savcının görev yerini değiştirdi.

Önemli soruşturmalara imza atan bazı savcılar, pasif göreve atanırken, kilit noktalara bakanlık müfettişlerinin getirilmesi dikkat çekti. Savcılar, 15 Ocak’tan geçerli olmak üzere yeni görevlere getirildiler. Uzun yıllar Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nda görev yapanAnkara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden, infaz savcılığına atandı. 
Hürriyet

ÖZEL HASTANELERDE ACİL HİZMET KARGAŞASI

 

ozel-hastaneAyşegül Aydoğan Atakan Beyin kanaması nedeniyle eşi tarafından özel bir tıp merkezine götürülen Kadıköy Savcısı M.U.’ya 2 bin liralık fatura kesildi. İtiraz eden savcıya ambulans kullanmadan özel hastaneye getirildiği ve durumunun acile girmediği bildirildi.

Yıllardır süren özel hastanelerde verilen acil hizmetin ücretsiz - fark ödemeden yapılmasıyla ilgili tartışma, acil hizmet tanımının tam yapılamaması nedeniyle her geçen gün yeni bir karmaşaya yol açıyor. Başbakanlık Genelgesi ve Sağlık Uygulama Tebliği ile (SUT) belirlenen acil hizmetlerle ilgili mevzuatlara rağmen, vatandaş, özel hastane ve SGK sıkça karşı karşıya geliyor. Her yıl 81 milyon hastanın yüzde 20’si (15 - 16 milyon hasta) özel hastanelerde acil servislerde fark ödenmeden sağlık hizmeti alabiliyor. Ancak çoğu kez acil servislere ücretsiz tedavi diye giden vatandaş, kabarık faturalarla karşılaşıyor. 

Sayfa 8 / 38